13 Şubat 2018 Salı

KURAN'I KERİM MEALİ


FATİHA SÜRESİ

Mekke döneminde inmiştir. Yedi âyettir. Kur’an-ı Kerim’in ilk sûresi olduğu için “başlangıç” anlamına “Fâtiha” adını almıştır. Kur’an’ın içerdiği esaslar öz olarak Fâtiha’da vardır. Zira övgü ve yüceltilmeye lâyık bir tek Allah’ın varlığı, onun hâkimiyeti, tek mabut oluşu, kulluğun ancak O’na yapılıp O’ndan yardım isteneceği, bu sûrede özlü bir şekilde ifade edilir. Fâtiha sûresi, aynı zamanda baştan başa eşsiz güzellikte bir dua, bir yakarıştır.


1. BİSMİLLAHİRRAHMANIRRAHİM.(a) 
(Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.)

2, 3, 4. Hamd(b) , Âlemlerin Rabbi(c), Rahmân(d), Rahîm(e), hesap, mükâfat ve ceza gününün (ahiret gününün) mâliki Allah’a mahsustur.

5. (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.

6, 7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.


SÜRE İLE İLGİLİ AÇIKLAMA VE DİPNOTLAR:

(a). Besmele, Neml sûresinde müstakil bir âyet olarak yer alırken (27/30), Tevbe sûresi hariç Kur’an’ın her sûresinin başında da bulunmaktadır. Fâtiha sûresinin başındaki besmele, bir görüşe göre, sûrenin birinci ayeti sayılmayıp, son âyet iki âyet olarak kabul edilmektedir. “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” şeklinde tercüme edebileceğimiz besmeleyi, aslî ifadesi ile okuyup öylece korumak uygun olur. Zira Besmele, tıpkı ezan ve selâm gibi, tüm müslümanlar arasında ortak bir mesaj niteliği taşımaktadır.
(b). Hamd, tüm varlıkları nimetlendiren sonsuz kudret sahibi Allah’ı yüceltme ifadesidir. Hamd eden insan, Allah’ın nimetlerine konu oluşu bakımından değil, Allah’ın tüm insanları nimetlendirici bir konumda oluşu açısından O’na hamd eder. Bu itibarla, belli bir nimet bir insana ulaşsa da ulaşmasa da, o insan Allah’a hamd eder. Allah’tan başka, mutlak anlamda nimet verecek hiçbir varlık bulunmadığı için, hamde lâyık tek varlık da Allah’tır.
(c). Rabb, “Varlıkları yaratan, tüm ihtiyaçlarını karşılayarak onları kademe kademe geliştirip olgunluğa ulaştıran Allah” demektir.
(d). Rahmân, “Rahmeti çok”, “çok merhametli”, “sonsuz merhametli” anlamlarında, sadece Allah için kullanılan sıfat-isimdir. Tam bir Türkçe karşılığı yoktur. Mü’min olsun, kâfir olsun; iyi olsun, kötü olsun, herkes “Rahmân”ın ifade ettiği rahmetin kapsamındadır. Varlıklar da bu rahmet ve merhametin eseri olarak var olmuşlar ve varlıklarını da yine bu sayede sürdürmektedirler.
(e). “Rahîm” kelimesi de, “Rahmân” gibi Allah Teâlâ’nın sıfatlarından biridir. Aynı şekilde, “rahmeti çok”, “çok merhametli”, “sonsuz merhametli” anlamlarını taşır. Ancak “Rahmân”, Allah Teâlâ’ya
has bir sıfat-isim iken, “Rahîm” insanlar için de kullanılabilir. Nitekim Tevbe sûresi 128.âyette, bu sıfat Hz.Peygamber için de kullanılmıştır.

10 Şubat 2018 Cumartesi

MEALA QU'RANÊ Lİ GORA DAKETİNÊ

BU SAYFA YAPIM AŞAMASINDADIR!


• KUR’AN-I KERİM KÜRTÇE MEÂLİ •

1. SÛREYÊ ‘ELEQ

2. SÛREYÊ QELEM

3. SÛREYÊ MUZZEMMIL

4. SÛREYÊ MUDDESSIR

5. SÛREYÊ FATÎHÊ

6. SÛREYÊ TEBBET

7. SÛREYÊ TEKWÎR

8. SÛREYÊ E‘LA

9. SÛREYÊ LEYL

10. SÛREYÊ FECIR

11. SÛREYÊ DUHA

12. SÛREYÊ ÎNŞÎRAH

13. SÛREYÊ ‘ESIR

14. SÛREYÊ ‘ADIYAT

15. SÛREYÊ KEWSER

16. SÛREYÊ TEKASUR

17. SÛREYÊ MA‘ÛN

18. SÛREYÊ KAFÎRÛN

19. SÛREYÊ FÎL

20. SÛREYÊ FELEQ

11. SÛREYÊ NESR

22. SÛREYÊ IXLAS

23. SUREYÊ NECIM

24. SÛREYÊ ‘EBESE

25. SÛREYÊ QEDR

26. SÛREYÊ ŞEMS

27. SÛREYÊ BURÛC

28. SÛREYÊ TÎN

29. SÛREYÊ QUREYŞ

30. SÛREYÊ QARΑE

31. SÛREYÊ QIYAMET

32. SÛREYÊ HUMEZE

33. SÛREYÊ MURSELAT

34. SUREYÊ QAFF

35. SÛREYÊ BELED

36. SÛREYÊ TARIQ

37. SÛREYÊ QEMER

38. SÛREYÊ SAD

39. SÛREYÊ E‘RAF

40. SÛREYÊ CIN

41. SÛREYÊ YASÎN

42. SÛREYÊ FURQAN

43. SÛREYÊ FATIR

44. SÛREYÊ MERYEM

45. SÛREYÊ TA-HA

46. SÛREYÊ WAQÎE

47. SÛREYÊ ŞU’ERA

48. SÛREYÊ NEML

49. SÛREYÊ QESES

50. SÛREYÊ ÎSRA

51. SÛREYÊ YÛNUS

52. SÛREYÊ HÛD

53. SÛREYÊ YÛSUF

54. SÛREYÊ HICR

55. SÛREYÊ EN’AM

56. SÛREYÊ SAFFAT

57. SÛREYÊ LOQMAN

58. SÛREYÊ SEBE’

59. SÛREYÊ ZUMER

60. SÛREYÊ XAFIR

61. SÛREYÊ FUSSÎLET

62. SÛREYÊ ŞÛRA

63. SÛREYÊ ZUXRUF

64. SÛREYÊ DUXAN

65. SÛREYÊ CASIYE

66. SÛREYÊ EHQAF

67. SUREYÊ ZARIYAT

68. SÛREYÊ XAŞIYE

69. SÛREYÊ KEHF

70. SÛREYÊ NEHL

71. SÛREYÊ NÛH

72. SÛREYÊ ÎBRAHÎM

73. SÛREYÊ ENBIYA

74. SÛREYÊ MU’MÎNÛN

75. SÛREYÊ SECDE

76. SUREYÊ TÛR

77. SÛREYÊ MULK

78. SÛREYÊ HAQQE

79. SÛREYÊ ME‘ARIC

80. SÛREYÊ NEBE

81. SÛREYÊ NAZΑAT

82. SÛREYÊ ÎNFÎTAR

83. SÛREYÊ ÎNŞÎQAQ

84. SÛREYÊ RÛM

85. SÛREYÊ ENKEBÛT

86. SÛREYÊ MUTEFFIFÎN

87. SÛREYÊ RE‘D

88. SÛREYÊ HECC

89. SÛREYÊ REHMAN

90. SÛREYÊ ÎNSAN

91. SÛREYÊ ZELZELE

92. SÛREYÊ BEQERE

93. SÛREYÊ ENFAL

94. SÛREYÊ ALÎ ÎMRAN

95. SÛREYÊ HEŞIR

96. SÛREYÊ CUMU‘E

97. SÛREYÊ EHZAB

98. SÛREYÊ NÎSA

99. SÛREYÊ MUHEMMED

100. SÛREYÊ TELAQ

101. SÛREYÊ BEYYÎNE

102. SÛREYÊ NÛR

103. SÛREYÊ MUNAFÎQÛN

104. SÛREYÊ MUCADELE

105. SÛREYÊ HUCURAT

106. SÛREYÊ TEHRÎM

107. SÛREYÊ TEXABUN

108. SÛREYÊ SEFF

109. SÛREYÊ FETIH

110. SÛREYÊ MAÎDE

111. SÛREYÊ MUMTEHÎNE

112. SÛREYÊ HEDÎD

113. SÛREYÊ TEWBE

114. SÛREYÊ NAS












Meala

QUR‘ANA PÎROZ

A Kurdî

SEROKATİYA KARÛBARÊN DÎYANETÊ


8 Şubat 2018 Perşembe

Kur'an da sure isimlerinin anlamları.

  • Abese : "Yüzünü ekşitti."
  • Adiyât : Nefes nefese koşanlar
  • Ahkaf : Yer adı
  • Ahzâb : Hizipler, gruplar, kabileler
  • A'la : Yüce, büyük, kutlu
  • Alak : Embriyo, ilgi, pıhtı
  • Ali İmran : İmran ailesi
  • Ankebût : Dişi örümcek
  • A'raf : Cennetle cehennem arası bölge
  • Asr : Çağ, asır, zaman
  • Bakara : İnek
  • Beled : Belde, kent, bölge
  • Beyyine : Kanıt, belge, aydınlık
  • Bürûc : Burçlar
  • Câsiye : Çöken, oturan
  • Cin : Cin, görünmeyen varlık
  • Cumua : Cuma, toplanma, topluluk
  • Duha : Kuşluk vakti
  • Dühân : Duman, sis, pus
  • En'am : Hayvanlar, davarlar
  • Enbiya : Peygamberler
  • Enfâl : Ganimetler, gelirler, vergiler
  • Fâtır : Yaratan, varlığın ilkelerini koyan
  • Fâtiha : Açılış, açan, özetleyen
  • Fecr : Şafak vakti
  • Felak : Tan yeri, yarılma, açılma
  • Fetih : Fetih, açılış
  • Fil : Fil
  • Furkan : Işıkla karanlığı, doğruyla eğriyi ayıran
  • Fussılet : "Ayrıntılı yaptı"
  • Ğaşiye : Bürüyen, örten, kuşatan
  • Hac : Ziyaret
  • Hadid : Demir
  • Hâkka : Geleceği kuşkusuz olan şey
  • Haşr : Haşir, toplama, diriltme
  • Hicr : Bir topluluğun adı
  • Hucurât : Hücreler
  • Hûd : Hûd Peygamber
  • Hümeze : Alaycılar, gıybetçiler
  • İbrahim : Hz. İbrahim
  • İhlâs : Samimiyet
  • İnfitâr : Açılma, yarılma, parçalanma
  • İnsan (Dehr) : İnsan (Zaman)
  • İnşıkak : Yarılma, ayrılma, kopma
  • İnşirah : Gönül ferahlığı, iç açılması
  • İsra : Gece yürüyüşü
  • Kaaria : Şiddetle çarpan
  • Kadir : Kadir Gecesi
  • Kaf : "Kaf" harfi
  • Kâfirun : Kafirler
  • Kalem : Kalem
  • Kamer : Ay
  • Kasas : Peygamberlerin hayat hikayeleri
  • Kehf : Mağara
  • Kevser : Kevser havuzu, yoğun güzellik ve iyilik
  • Kıyamet : Kıyamet
  • Kureyş : Kureyş Kabilesi
  • Leyl : Gece
  • Lukman : Hz.Lokman
  • Mâide : Sofra
  • Mâûn : Kamu hakkı, zekât, vergi
  • Meâric : Miraçlar, yükselme noktaları
  • Meryem : Hz. Meryem
  • Muhammed : Hz.Muhammed
  • Mutaffifûn : Ölçü ve tartıda hile yapanlar
  • Mücâdile : Hakları için savaşan kadın
  • Müddessir : Örtüsüne bürünen
  • Mülk : Mülk , yönetim
  • Mümin(Ğafir) : Mümin, (Affeden)
  • Müminûn : Müminler
  • Mürselat : Görevle gönderilenler
  • Mümtehine : İmtihan eden
  • Münafıkûn : İkiyüzlüler
  • Müzzemmil : Örtüsüne bürünen, köşesine çekilen
  • Nahl : Balarısı
  • Nâs : İnsanlar
  • Nasr : Yardım
  • Naziât : Çekip koparanlar, yay çekenler
  • Nebe' : Haber
  • Necm : Yıldız
  • Neml : Karınca
  • Nisa : Kadınlar
  • Nûh : Hz. Nûh
  • Nûr : Işık
  • Ra'd : Gök gürültüsü
  • Rahman : Rahmeti bol olan
  • Rûm : Bizanslılar
  • Sâd : "Sâd"harfi
  • Saff : Saf tutmak
  • Saffât : Saf bağlayanlar
  • Sebe' : Sebâ ülkesi
  • Secde : Secde
  • Şems : Güneş
  • Şuara : Şairler
  • Şûra : Şûra, toplu denetim
  • Tâhâ : "Tı" ve "Ha" harfleri
  • Tahrim : Haramlaştırma, yasaklama
  • Talâk : Boşama, boşanma
  • Târık : Târık yıldızı, tokmak gibi vuran
  • Tebbet : "Eli kırıldı."
  • Teğabün : Aldatış ve aldanış
  • Tekâsür : Mal ve evlat çokluğunda yarış
  • Tekvir : Büküp dürme
  • Tevbe : Tövbe
  • Tin : İncir
  • Tûr : Tûr dağı
  • Vâkia : Olan, ortaya çıkan
  • Yâsin : "Ya" ve "Sin" harfleri
  • Yûnus : Hz.Yûnus
  • Yûsuf : Hz. Yûsuf
  • Zâriyât : Tozutup savuranlar
  • Zilzal : Zelzele
  • Zühruf : Süs-Püs
  • Zümer : Zümreler, klikler

1 Şubat 2018 Perşembe

ÂD KAVMİ


Kur’ân-ı Kerîm’de A’râf, Hûd, Mü’minûn, Şuarâ, Fussilet, Ahkâf, Zâriyât, Kamer, Hâkka ve Fecr sûrelerinde, Âd kavminden bahsedilmektedir. Âd kavmi, yirmi üç kabîleden meydana gelen bir Arap kavmidir. Kavme ismi verilmiş bulunan Âd, Hazret-i Nûh’un torunlarındandır. Zamanları, tahmînen Hazret-i Nûh’tan sekizyüz sene sonradır.

Helâk oluşları bütün in­sanlığa ibret olan Âd kavminin yaşadığı Ahkâf diyârı, Yemen, Aden ve Ummân arasın­dadır. Âd kavmi Arabu’l-âribe denilen, Arabistan yarımadasına ilk yerleşen kavimlerdendir. Verimli toprakları olan bu kavim; otu, suyu, ve çeşitli nîmetleri bol, bağlık-bahçe­lik bir yerdi. Yerin üzerinde gürül gürül akan ırmakları, bağları, bahçeleri, sürü sürü davarları; yer altında da, muhtelif su depoları ve köşkleri vardı. Hattâ Ahkâf mıntıkası, “İrem” adıyla tanınmıştır. Meşhûr “İrem Bağları” tâ­biri oradan gelmektedir.

Bu kavmin insanları güçlü-kuvvetli, cüsseli, uzun boylu ve uzun ömürlü idi. Âd kavmi, kayaları yontarak evler yapar, gösterişli binâlar inşâ ederlerdi. Bunların içinde bağlar-bahçeler ve güzel havuzlar bulunurdu. Her yer göz kamaştı­rıcı güzelliklerle doluydu.

NÛH TÛFÂNI’NDAN SONRA İLK PUTPEREST KAVİM

Âd kavmi, Nûh Tûfânı’ndan sonra putperestliğe dönen ilk kavimdir. Bu kavim, zamanla dünyâ nîmetlerine gark olmaları sebebiyle Allâh’tan gâfil kaldılar, fitne ve fesâd ile dinlerinden uzaklaştılar. Nûh Tûfânı’nın dehşet ve hikmetini düşünmeyip iyice dünyâya daldılar. Gelen nîmetlerin çokluğuna bakarak aldandılar. Kibre kapıldılar, böbürlendiler. Allâh Teâlâ onlar hakkında şöyle buyurur:

فَأَمَّا عَادٌ فَاسْتَكْبَرُوا فِي اْلأَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَقَالُوا مَنْ أَشَدُّ مِنَّا قُوَّةً أَوَلَمْ يَرَوْا أَنَّ اللهَ الَّذِي خَلَقَهُمْ هُوَ أَشَدُّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَكَانُوا بِآيَاتِنَا يَجْحَدُونَ

“Âd kavmine gelince, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve: «Bizden daha kuvvetli kim var?» dediler. Onlar, kendilerini yaratan Allâh’ın, onlardan daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar, bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı.” (Fussilet, 15)

Onlar, ilâhî istikâmetten o kadar ayrıldılar ki, Samed, Samûd, Sadâ ve Hebâ adlı putlar edindiler ve onlara tapmağa başladılar. Zâlim ve gaddar oldular. Güçsüzleri, kimsesizleri eziyorlardı. Zavallı kimseleri, yüksek binâların üstüne çıkartır, oradan aşağıya atarlardı. Sonra onun parçalanmış manzarasını seyrederler ve bundan zevk alırlardı. Yâni kalbleri, bu kadar katılaşmıştı. Zulüm, akıl almaz derecede artmıştı. Zayıf kabîlelere baskınlar yapıp mallarını yağmalarlardı. Lüks ve gösterişte de çok aşırı gitmiş­lerdi. Nûh Tûfânı’ndan sonra ilk helâk edilen kavim, Hûd -aleyhisselâm-’ın bu Âd kavmi oldu.

Ancak Hazret-i Hûd -aleyhisselâm-’ın, bu kavimle yalnız soy itibâriyle alâ­kası vardı. Yaşayış tarzı olarak ise, onlarla hiçbir alâkası yoktu. O, temiz ve soylu bir âilenin oğlu idi.

ÂD KAVMİNİN HÛD ALEYHİSSELÂM’A İSYAN ETMESİ

Âd kavminin azgınlık ve isyanda çok aşırı gitmeleri ve taşkınlıklarını gün geç­tikçe artırmaları üzerine Cenâb-ı Hak, Hazret-i Hûd -aleyhisselâm-’a şöyle vahyetti:

“Ey Hûd! Kavmin arasından seni seçtim. Onlara git; kendilerinden korkma! Ben onlara senin için mûcizeler göstereceğim…”

Hûd -aleyhisselâm-, vahiyden sonra kavminin toplandığı yere gitti. Melikleri Halcân, altından bir taht üzerine oturmuş idi. Hazret-i Hûd, gür sesi ile söze başladı:

“–Ey kavmim! İbâdet edilecek yalnız Allâh’tır. O’na şirk koşmayın! Düşünün ki Nûh kavmi, bu yüzden helâk oldu!”

Âyet-i kerîmede, Hûd -aleyhisselâm-’ın bu tebliği şöyle bildirilmektedir:

وَيَا قَوْمِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوا إِلَيْهِ يُرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَارًا وَيَزِدْكُمْ قُوَّةً إِلَى قُوَّتِكُمْ وَلاَ تَتَوَلَّوْا مُجْرِمِينَ

“Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret dileyin! Sonra da O’na tevbe edin ki, üzerinize bol bol yağmur göndersin ve kuvvetinize kuvvet katsın! Günah işleyerek (Allâh’tan) yüz çevirmeyin!” (Hûd, 52)

Halcân sinirlendi:

“–Ey Hûd! Yazıklar olsun! Biz bu kadar güçlü ve kalabalık kimseler olduğu­muz hâlde, sen bize gâlip geleceğini mi zannediyorsun? Bilmez misin ki sen, sadece bir kişisin! Hem bilmez misin ki, bizim hergün bin tane çocuğumuz dünyâya ge­lir!” dedi.

Velhâsıl Halcân ve Âd kavmi, evlâd ve mala mağrûr olarak Hûd -aleyhisselâm-’ı küçük gördüler ve îmân etmediler. Bu hâdise, âyet-i kerîmelerde şöyle zikredilir:

وَإِلَى عَادٍ أَخَاهُمْ هُوداً قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلَـهٍ غَيْرُهُ أَفَلاَ تَتَّقُونَ. قَالَ الْمََلأُ الَّذِينَ كَفَرُوا مِن قَوْمِهِ إِنَّا لَنَرَاكَ فِي سَفَاهَةٍ وِإِنَّا لَنَظُنُّكَ مِنَ الْكَاذِبِينَ. قَالَ يَا قَوْمِ لَيْسَ بِي سَفَاهَةٌ وَلَكِنِّي رَسُولٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَمِينَ

“Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u (gönderdik). O dedi ki: «Ey kavmim! Allâh’a kulluk edin; sizin O’ndan başka ilâhınız yoktur. Hâlâ sakınmayacak mısı­nız?»

Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: «Biz seni kesinlikle bir beyinsizlik içinde görüyoruz ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz!» (Hûd:) «Ey kavmim! dedi: Ben beyinsiz değilim; fakat ben âlemlerin Rabbinin gönderdiği bir elçiyim!»” (el-A’râf, 65-67)

Kavminin Hûd -aleyhisselâm-’a olan îtiraz ve inkârları Hûd Sûresi’nde şöyle bildirilir:

قَالُوا يَا هُودُ مَا جِئْتَنَا بِبَيِّنَةٍ وَمَا نَحْنُ بِتَارِكِي آلِهَتِنَا عَنْ قَوْلِكَ وَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِنِينَ. إِنْ نَقُولُ إِلاَّ اعْتَرَاكَ بَعْضُ آلِهَتِنَا بِسُوَءٍ قَالَ إِنِّي أُشْهِدُ اللهَ وَاشْهَدُوا أَنِّي بَرِيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَ

“Dediler ki: «Ey Hûd! Sen bize açık bir mûcize getirmedin; biz, senin sö­zünle tanrılarımızı bırakacak değiliz ve biz sana îmân edecek de değiliz! Biz, “Tanrılarımızdan biri seni fenâ çarpmış!” demekten başka bir söz söy­lemeyiz!»” (Hûd, 53-54)

Kaynak: Osman Nûri Topbaş

18 Ocak 2018 Perşembe

MAKALELER

Kur'an Sureleri Niçin İniş Sırasına Göre Değil?

Sıradan bir müslüman Kuran’ı hangi mealden ve nasıl okumalı?

Kuran Sürelerinin Türkçe Anlamları

Kuranı Kerimde geçen Kavimler:

AD KAVMİ

KURAN'I KERİM MEALİ

1- Fatiha
2- Bakara